
Geleneksel kanser tedavileri (kemoterapi ve radyoterapi) doğrudan kanser hücrelerini öldürmeyi hedeflerken, son yıllarda tıp dünyasında devrim yaratan İmmunoterapi, çok daha farklı ve akılcı bir strateji izler: Vücudun kendi savunma mekanizmasını (bağışıklık sistemini) kansere karşı savaşması için eğitmek ve güçlendirmek.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Işıl Somalı, İzmir’deki kliniğinde immunoterapi uygulamalarını; hastanın tümör özelliklerine, PD-L1 gibi biyobelirteç düzeylerine ve genel sağlık durumuna göre değerlendirerek, uluslararası onkoloji kılavuzları eşliğinde yönetmektedir.
Vücudumuzun bağışıklık sistemi (T hücreleri), normal şartlarda yabancı ve zararlı hücreleri tanıyıp yok etme yeteneğine sahiptir. Ancak kanser hücreleri, çok zeki bir mekanizma geliştirerek kendilerini bağışıklık sisteminden gizleyebilirler (kamufle olurlar) veya bağışıklık hücrelerinin üzerindeki “fren” mekanizmalarına basarak onları durdururlar.
İmmunoterapi ilaçları (Kontrol Noktası İnhibitörleri), kanser hücrelerinin bağışıklık sistemi üzerinde kurduğu bu baskıyı kaldırır. Frenlerin boşalmasıyla birlikte, kişinin kendi savunma askerleri kanseri tanır ve saldırıya geçer.
Hastalarımızın en sık sorduğu sorulardan biri budur. İki tedavi arasındaki temel farklar şunlardır:
Hedef: Kemoterapi hızlı bölünen tüm hücreleri (kanserli veya sağlıklı) hedeflerken; immunoterapi sadece bağışıklık sistemini hedefler.
Saç Dökülmesi: İmmunoterapi ilaçları genellikle kemoterapi gibi yoğun saç dökülmesine (alopesi) neden olmaz.
Etki Süresi: Kemoterapi etkisi hızlı başlar ancak direnç gelişebilir. İmmunoterapi etkisi daha geç başlayabilir ancak yanıt alındığında bu iyileşme hali çok uzun süreli olabilir (Hafızalı bağışıklık).
İmmunoterapi her kanser türünde veya her hastada etkili olmayabilir. Prof. Dr. Işıl Somalı, tedavinin başarısını öngörmek için gerekli genetik ve patolojik testleri inceleyerek karar verir. Günümüzde en sık ve başarılı kullanıldığı alanlar şunlardır:
Akciğer Kanseri: Özellikle ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinde standart tedavilerden biridir.
Melanom (Cilt Kanseri): İmmunoterapinin en yüksek başarı sağladığı türlerden biridir.
Böbrek (Renal) Kanseri.
Mesane (İdrar Kesesi) Kanseri.
Baş-Boyun Kanserleri.
Hodgkin Lenfoma.
Meme Kanseri: Özellikle “Üçlü Negatif” türünde.
İmmunoterapi “akıllı” bir tedavi olsa da yan etkisiz değildir. Bağışıklık sisteminin aşırı çalışmasına bağlı olarak “Otoimmün” benzeri yan etkiler (Cilt döküntüleri, tiroid bozuklukları, bağırsak hareketlerinde değişim/ishal, yorgunluk) görülebilir. Bu yan etkilerin yönetimi, Medikal Onkoloji uzmanlığı gerektiren hassas bir süreçtir. Prof. Dr. Işıl Somalı, tedavi sürecinde hastalarını yakından takip ederek bu etkileri kontrol altında tutar.
Halk arasında bazen bu terimler karıştırılsa da, şu an uyguladığımız immunoterapi (kontrol noktası inhibitörleri) koruyucu bir “aşı” değildir. Mevcut hastalığı tedavi etmeye yönelik damardan verilen serum şeklindeki ilaçlardır.
Tedavi süresi hastalığın türüne ve alınan yanıta göre değişir. Yanıt alınan hastalarda genellikle 2 yıla kadar veya hastalık kontrol altında olduğu sürece tedaviye devam edilebilir.
İmmunoterapi ilk yıllarda sadece 4. evre (yayılmış) kanserlerde kullanılıyorken, günümüzde yapılan çalışmalarla bazı kanser türlerinde (Akciğer, Melanom, Böbrek vb.) cerrahi sonrası koruyucu (erken evre) tedavi olarak da başarıyla uygulanmaya başlanmıştır.
Bazı kanser türlerinde ve belirli şartlarda (Örn: Melanom, Böbrek kanseri) SGK geri ödemesi mevcuttur. Ancak bazı endikasyonlarda henüz geri ödeme kapsamında olmayabilir veya özel izin (endikasyon dışı başvuru) gerekebilir. Prof. Dr. Işıl Somalı ve ekibi bu süreçte sizi yönlendirecektir.
Yasal Uyarı: Bu web sitesindeki içerikler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz. Sitede yer alan bilgiler, profesyonel tıbbi tavsiye yerine geçmez ve hekim muayenesinin yerini tutamaz.