

Böbrekler, vücudumuzun filtresi olarak çalışan hayati organlardır. Bu dokuda gelişen ve tıp dilinde Renal Hücreli Karsinom olarak adlandırılan böbrek kanseri, erken evrelerde sessiz ilerleyebilen ancak doğru tedavi planlamasıyla yönetilebilen bir hastalıktır. Prof. Dr. Işıl Somalı, İzmir’deki kliniğinde böbrek kanseri tanısı almış hastaların tedavi süreçlerini, tümörün moleküler özelliklerine ve hastalığın evresine göre kişiye özel olarak planlamaktadır.
Böbrek kanseri tedavisinde cerrahi sonrası koruyucu yaklaşımlar ve ileri evre hastalıkta kullanılan akıllı ilaçlar, Tıbbi Onkoloji uzmanlığının en kritik alanlarından biridir.
Böbrek tümörleri genellikle başka bir sebeple yapılan ultrason veya tomografi sırasında tesadüfen saptanır. Ancak tümör büyüdükçe vücut bazı sinyaller verebilir. Erken tanı için şu belirtilere dikkat edilmelidir:
İdrarda Kan Görülmesi (Hematüri): Ağrısız kanama en sık görülen belirtidir.
Yan ve Sırt Ağrısı: Tek taraflı, geçmeyen ve künt bir ağrı hissi.
Karında Kitle: Ele gelen şişlik veya dolgunluk hissi.
Sistemik Belirtiler: Açıklanamayan kilo kaybı, yüksek ateş ve halsizlik.
Risk Faktörleri: Sigara kullanımı, obezite (aşırı kilo), yüksek tansiyon ve uzun süreli diyaliz hastalarında böbrek kanseri riski artış göstermektedir.
Böbrek kanseri, klasik kemoterapi yöntemlerine direnç gösterebilen özel bir biyolojiye sahiptir. Bu nedenle Prof. Dr. Işıl Somalı, tedavi protokollerinde kemoterapiden ziyade modern tıbbın sunduğu hedefe yönelik tedavileri ön plana çıkarmaktadır.
1. Hedefe Yönelik Tedaviler (Tirozin Kinaz İnhibitörleri):
Kanserli hücrenin damarlanmasını ve beslenmesini sağlayan sinyalleri keserek tümörü “aç bırakan” tablet formundaki ilaçlardır. Sağlıklı hücrelere zarar verme oranı düşüktür ve hastaların yaşam kalitesini korumayı hedefler.
2. İmmünoterapi (Bağışıklık Tedavisi):
Vücudun kendi savunma askerlerini (T hücreleri) kanserli dokuya karşı aktifleştiren yöntemdir. Özellikle yüksek riskli veya metastatik (yayılmış) böbrek kanserlerinde, tek başına veya akıllı ilaçlarla kombine edilerek yüksek başarı oranları sunmaktadır.
3. Adjuvan (Koruyucu) Tedavi:
Böbreği cerrahi ile alınan ancak nüks (tekrar) riski yüksek olan hastalarda, hastalığın geri gelmesini önlemek amacıyla uygulanan koruyucu ilaç tedavileridir.
Böbrek kanserinin birincil tedavisi genellikle cerrahidir (Nefrektomi). Ancak cerrahi kararı ve sonraki süreç bir ekip işidir. Prof. Dr. Işıl Somalı; Üroloji, Radyoloji ve Radyasyon Onkolojisi uzmanlarıyla oluşturulan onkoloji konseyinde hastayı değerlendirerek, cerrahi sonrası ilaç tedavisi gerekip gerekmediğine karar verir.
Evet. İnsan vücudu tek böbrekle de fonksiyonlarını sağlıklı bir şekilde yerine getirebilecek kapasitededir. Böbrek kanseri ameliyatı sonrası diğer böbrek, vücudun tüm süzme görevini üstlenir.
Böbrek kanserinde kullanılan hedefe yönelik ilaçlar (tabletler), klasik kemoterapiler gibi yoğun saç dökülmesine (alopesi) genellikle neden olmaz. Ancak saç kalitesinde değişimler veya renk açılması gibi hafif yan etkiler görülebilir.
Böbrek kistlerinin büyük çoğunluğu “basit kist”tir ve kanserleşmez. Ancak “komplike kist” olarak tanımlanan bazı yapılar kanser riski taşıyabilir. Bu ayrım radyolojik görüntüleme ile yapılır.
Tedavi süresi, hastalığın evresine, hastanın ilaca verdiği yanıta ve yan etki durumuna göre Prof. Dr. Işıl Somalı tarafından kişiye özel olarak belirlenir.
Yasal Uyarı: Bu web sitesindeki içerikler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz. Sitede yer alan bilgiler, profesyonel tıbbi tavsiye yerine geçmez ve hekim muayenesinin yerini tutamaz.